İnanma İhtiyacı

  İNSAN NEDEN İNANMA İHTİYACI DUYAR

        İnsanın doğduğu andan itibaren hep inanma dürtüsüne sahip olduğu varsayılmıştır.
Bir dinin mensubu olmasa bile, zihnindekileri belli bir kalıba oturtmaya çalışmıştır. Ateizm, deizm, panteizm, determinizm vs. Aslına bakarsanız, insanın bunu yapma sebebi ihtiyacı olduğundan değil
sahip olduğu beyin gerekmediği sürece düşük enerji tüketimiyle çalışmayı tercih eder. Zihninde var olanları bir kategoriye indirgeyip, sınırlandırdığında hem ifade etmek hem de bilgiyi çağırmak kolaylaşır. Her şeye bir isim koymamızın asıl sebebi de budur. Sınırlandırmak alanını daraltmak, beynimizin bunu daha hızlı bir şekilde kategorize edip daha az enerji tüketmek istemesidir. Muallakta kalan bilgiler, olaylar beyni bunun üzerine sürekli düşünmeye ve bir sonuç bulmaya doğru iter. Kısaca beynimiz sadece tembellik yapabilmek için, daha az enerji tüketebilmek için bir çok şeyi sınırlandırır ve kullandığı enerjiyi asgari seviyede tutar. 

        İnanma dürtüsü de bu sebep ile gelen geçen zaman içerisinde sınırlandırılmıştır. Böylece ilk inanç gökte biri var ve sinirlendiğinde şimşek çakıyordan gelişerek dallara ayrılarak günümüzdeki dinlerin temelini oluşturmuştur. Tabii ki de verdiğim örnek tek ve yalnız değildir, bunun gibi bir çok alternatif te mevcuttur. Ama neden bir insan gökte olan birinin sinirlendiğini sonucuna varmış olabilir diye sorabilirsiniz. İlk paragrafta belirttiğim gibi insan beyni bir şey üzerine çok fazla muallakta kalmayı sevmiyor, bu onun için gereksiz enerji israfıdır. Onun için daha kısa ve öz olabilecek bir cevaba(kategoriye) ihtiyacı var. Eski dönemlerde yaşayan ilkel bir insanın doğa olaylarının nasıl gerçekleştiğine dair bir bilgiye sahip olması beklemeyeceğimiz bir durumdur. Peki bu insan şimşek çaktığında ne diyerek, ne düşünerek kendini rahatlatmasını bekleriz. Kendisi böylesine fazla korkutucu bir şeyin diğer canlılar tarafından yapıldığına şahit olmadığından, bunu beklemeyecektir onun yerine kendisinden çok daha bir üstün varlığın yaptığı aklına gelecek ve ondan da korkacaktır.

        İnsanların bilinmezliğe olan korkusu belirli bir takım inançları ortaya çıkarmış ve bunlar süregelen zamanla, günümüzde köklü bir din olarak son halini almıştır. Nereden bakarsanız bakın tanrının varlığına dair bir kanıt bulamazsın. Ama tanrının olmadığına dair bir kanıtta bulamazsınız. Tanrı kelimesinin altını bilerek çizdim, tanrının kesin olarak olmadığını da kanıtlayamayız fakat bu dinler için geçerli değildir. Müslümanlıkta kadın ve erkek eşit haklara sahip değildir, kadınlar birden fazla eşe sahip olamazken erkeklerin bunu yapması helal kılınmıştır. Ama modern toplum olarak bir erkeğin kendini bir kadına adaması gerektiğini çok iyi biliriz. Müslümanlık bu yüzden evrensellikten uzaktır ve dönemselliktir. 










Yorumlar